Bugun...


Yrd.Doç.Dr. MEHMET SENA EKİCİ


facebook-paylas







CEZAEVINDE BİR FİDAN
Tarih: 18-04-2019 15:40:00 Güncelleme: 19-04-2019 15:55:00


Bir sınav görevi verilmek istenmişti bana, bu sefer Cezaeviydi yer. Ben de o karanlık dünyayı ve o dünyanın insanlarını bir kez daha görüp kendi dünyamda muhasebe yapmak üzere kabul ettim

SINAV YERİNE GİDİŞ

Görev evraklarımı alıp zamanında Muş'un Taşo mezarlığının yolundan güzel bir bahar sabahında Kapalı cezaevine doğru yol aldım. Dış nizamiyede durup sınav nedeniyle görevli olduğumu nizamiyedeki görevlilere söyledim. Bahçeden geçip iç kapılarda arama işlemleri tamamlandıktan sonra uzun bir koridordun sessizliğini bozan ayak seslerimiz oldu adeta. Geçtiğimiz her koridor ve merdivende cezaevinin izlerini aradım. Niceleri gelip geçmiş buradan, kimler ne adaletle hesaplaşıp gitmişler derken uzun bir beyin fırtınasıyla geçti bu kısa zamanım. Üst kata geldiğimizde ışıklı ortam daha da azalıyordu. Gösterilen yer , bir oda kütüphaneydi, yani başındaki de sınava tahsis edilen bir sınıftı..

NASIL BİR SÜRPRİZ

Sınav görevi nedeniyle tahsis edilen ve sınavın idaresinin yapıldığı kameralı odadan sınıfa bir kaç kez gidip geldim. Sınav evrak paketini dağıttıktan sonra da bir kaç aday öğrenci vardı.. Zaten gelmeyenlerle birlikte on'u geçmiyordu. Listedeki isim ve fotoğraflı listeye göz gezdirdim, dikkatimi pek çekmedi. 
Ancak sınav salonuna girdiğimde karşımda oturanlardan biri gözlerimin içine bakıyordu, göz göze geldim, şaşırdım önce sınıfta zan ettim kendimi, ama değildim, Cezaevinde sınav yerindeydim. 
O günkü görüşme en kötü günümüzdü , kendimi tutamadın sarılıp gözyaşı dökmüştüm. Öğrencim, kardeşim YUNUS(**) idi. Birden o karanlık ve kısıtlanmış dünyada görünce bir hal oldum, sanki oraya giren benmişim gibi.

DIŞARIDAN GELMİŞLER

Bir arada üzerimdeki havayı kısmen atmak için sağa sola bakarak yeni şeyler aradım.
Alt katta daracık pencereden küçük havalandırma yerinde kısa mesafeli volta atan mahpusa el salladım, kim olduğumu bilmeden eliyle selamımı karşıladı. Kütüphanenin penceresi olunca, mahpus olmayan ve dışarıdan gelen birisinin olduğunu fark etmiş gibiydi.
Öyle ya, hapishane dışında her şey ve her yer özgürlükçü ve özgürlük alanıydı; 
havası, suyu, hayvanı ve tüm insanlar. 
Bu gelen, özgürlük alanından gelmiş ve özgürlüğün kokusu üzerine sinmiş birisiydi. Özgürlüğe bakmak, dokunmak ; insana özgürlüğü kısmet eyler gibi. 
Dışardan buraya gelen , özgürlüğe ait her şeyi getirmiş gibi, yüzüne bakınca çarşı pazarda taş, ova, sular, gülen yüzler, uzunca yolları hiç kesmeden kat edenler hayvanlar, bitkiler ne varsa rengiyle, sesiyle kokusuyla....

SINAVA DEVAM

Sonra görev gereği başlayan sınavda bulunmak, karşımda henüz ömrünün baharında gül yüzlü, ince yapılı, ama güçlü iradesiyle hal ve hareketiyle bana teselli veren öğrencim Yunus kardeşim vardı. Mahpushaneyi anlayabilmek yaşayabilmek zorla da...öyle şaşkına dönmek görev mi hayal dünyasında.?

Sınav bu, daracık ve kasvetli dünyaya dışardan gelen birisi için daha da sıkıcı ve dikkati toparlamaya hiç de elverişli bir atmosfer değildi. Bu sınavdan ne umutlar beslenebilirdi ki? Okumak, sınava girmek, geçmek veya bitirmek neye yarardı, kime anlatabilirdi ki bu diploma?
Nerede fonksiyonel hale gelecekti yoksa sadece bir teselli aracı miydi.? Mahpusa ve mahpushaneye ..yoksa kime? Belki de birinci faydası, o daracık koğuştan koridorlarında arşınlayıp merdivene çıkmak ve yeni bir odaya gelmekti ki bu da sınav sayesinde gerçekleşebiliyordu. Bir diğeri de, sorguya dayalı olmayan yeni bir fonksiyonlar yeni simalar görmenin onların ruh dünyasında meydana getireceği faydayı. 
Hele bu gelen kişi kendisi için sürpriz olabilecek bir şahsiyet ise, üniversiteden hocası. .Aralarında samimiyet ve sevginin ön planda olduğu hocası, aynı zamanda hemşehrisi olunca..
Zaman burada tersine işliyordu; sevgiye dayalı olunca çok hızlı geçiyordu.. Hocasıydım, onu görünce, büyük bir şaşkınlık yaşamış nereden başlayacağımı bilmeden tıkanmıştım.. Gözlerimden akan yaşlara sıra vermemek için direndim de boğazımda düğümlendi sözcükler sırasını göz yaşlarıma vermiş önünden Yunus'un güzel günleri geçti, hiç tahmin edemediğim bir yerdeydi..
Öyle ki, zaman çok hızlı işliyordu, git ve gelleti adeta.
Yunusa(***) sarılınca, süratle göz yaşlarım akar hale gelmişti. Daracık bir oda ve koridor, adı mahpushaneydi. Gözümünri yaşadım. Hem de on iki yıldır verilen ceza. Bu genç dimağ, iki saatliğine görevle geldiğim ve dayanamadığım hapishanede nasıl geçirecek diye içinden geçirdim.

SINAV BİTİNCE

Sınav bitmiş ayrılık vakti gelmişti, konuşmakta zorluk çekiyordum ve kelimeler boğazımda düğümleniyordu.Böyle bir durumda olunca, Yunus tarafından artık teselli edilen ben oluyordum. .
Gardiyan eşliğinde Yunus giderken, ardından sadece el sallıyordum, konuşmak nafile.
Hapishanenin uzun koridorlarında sınav evraklarıyla ilerlerken, arkamda bıraktığım Yunus ve dar koğuşlardaki mahkumların halini düşündükçe içimdeki daralmayı üzerimden nasıl atabilirdim ki?
Koridorda tanıdık görevlilerle merhabalaşırken bile dalgınlığım fark ediliyordu . Sanki evladını hapiste bırakıp dışarıya çıkan bir babanın duygularıyla doluydum.

Son kapı olan Nizamiye kapısına geldiğimde, dışarıdaki güzel hava ile hapishanenin kasvetli havasının zıtlığı beynimde ve bedenimde hemen fark edilmişti. Diğer görevli arkadaşlarımla görev bitiminden dolayı hapishanenin dış bahçesinde vedalaşırken duygularımın etkisindeydim hala ve durgundum.

İlk mesai gününde öğrencilerimin arasına girince, sanki öğrencim Yunus, bir anda çıkıp gelecek gibi bakıyordum. Derslere girdiğimde öğrencimin adını vermeden benzer bir olaymış gibi kısaca değiniyordum. 
Öğrencilerime olan sevgimi bir baba şefkatiyle anlatmaya çalışırken, duygularımın etkisindeki halim gözden kaçmıyordu..Bunca yıl nasıl geçer, bu genç dimağ dört duvar arasında en verimli çağında neden burada demenin ötesine geçemiyordum
SON GÜLEN...

Bir yıla yakın bir zaman geçmişti ki, sanal alemde gezinirken , bir gün Yunusun tahliyesine yapılan geçmiş olsun dilek mesajlarına rastladım. Bir türlü inanamadım; acaba başka birisi miydi, benzer bir isim miydi? On iki yıllık ceza nasıl olur da biterdi? Gündemde bir af da yoktu, derken soru üstüne soru ve inanmayı zorlaştıran düşünceler .Bir kaç kez mesajları okuyup bütün cesaretimi toparladıktan sonra geçmiş olsun dilek mesajımı ilave ettim.. Ama hala inanamıyordum bu duruma, bir de alışabilmek. Ya bir kötü şakaysa? 
Aradan bir kaç gün geçtikten sonra caddede karşılaşınca umulmadık bir sahne oldu, yarı sevinç yarı duygusallık bu nasıl bir sürprizdi? Şaşkına döndüm, sarıldıktan sonra Yunusun gözlerinin içine bakarak sormadan edemedim; "Bu bir hayal değil, değil mi sensin karşımda"? diye...
--DİPNOT-----------------
(*)- 2018 /2019 tarihinde gerçekleşen bir hatıramdır
(**) -Yunus asıl adı değildir.Müstear isim kullanılmıştır.
(***)- Söz konusu Yunus müstear isimli şahsın ceza nedeni siyasi değildir...



Bu yazı 870 defa okunmuştur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • KÖYLERİMİZ
    KÖYLERİMİZ
  • Bebişler
    Bebişler
  • FANTASTİK
    FANTASTİK
  1. KÖYLERİMİZ
  2. Bebişler
  3. FANTASTİK
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • EMANÊ MÜTHİŞ PERFORMANS
    EMANÊ MÜTHİŞ PERFORMANS
  • EMANÊ VE DENGBÊJ KAZO
    EMANÊ VE DENGBÊJ KAZO
  • BULANIK GÜLÇİMEN
    BULANIK GÜLÇİMEN
  • MATRİX HASAN
    MATRİX HASAN
  • HDP MUŞ MİLLETVEKİLİ ADAY ADAYI
    HDP MUŞ MİLLETVEKİLİ ADAY ADAYI
  • BULANIK
    BULANIK
  1. EMANÊ MÜTHİŞ PERFORMANS
  2. EMANÊ VE DENGBÊJ KAZO
  3. BULANIK GÜLÇİMEN
  4. MATRİX HASAN
  5. HDP MUŞ MİLLETVEKİLİ ADAY ADAYI
  6. BULANIK
VİDEO GALERİ
YUKARI